Sayfalar

28 Temmuz 2010 Çarşamba

Herkesi zor durumda bıraktı



Herkesi zor durumda bıraktı

Kendini özel sektörün düzenlediği etkinlikte olduğunu unutup devletin resmi bürokratları önünde AKP propagandası yapmaya kalkışan ve 12 Eylül’de yapılacak referandumda katılımcılardan ‘evet’ oyu vermelerini isteyen Çan Belediye Başkanı Abdurrahman Kuzu’nun tavrı, Seramik Bayramı törenlerine katılan Başbakan Yardımcısı ve Devlet Bakanı Cemil Çiçek ile Gençlik ve Spor’dan Sorumlu Devlet Bakanı Faruk Nazif Özak’ı kızdırdı.


Kürsüde konuşma yapanları alkışlamak her yerde gelenek olarak sürerken, Kuzu’nun gereksiz ve yerinde olmayan çıkışına bakanlar alkış yapmayarak tepki verdi. TBMM İdare Amiri ve CHP Çanakkale Milletvekili Ahmet Küçük, “Son derece saygısız, yakışıksız, seviyesiz bir hareket. Özel sektörün davetlisi olduğun bir yerde siyaset mi yapılır? Orada STK toplantısı mı yapılıyor? Ev sahibini bile zor durumda bıraktı” diye tepkisini gösterdi.

Çan ilçesinde düzenlenen Seramik Bayramı’na, belediye başkanının AKP propagandası damgasını vurdu. Kale Grubu Fabrikalarının önemli bölümünün yer aldığı Çan ilçesinde, yerel yönetim olarak protokoldeki yerini alıp söz hakkı verilen Çan ilçesinin AKP’li Belediye Başkanı Abrurrahman Kuzu, özel şirketin ilçeye sağladığı katkılardan çok, valiler ve kamu kurumu bürokratları önünde AKP propagandası yapınca ortamı gerdi.

Evet oyu istedi
AKP’li Başkan Kuzu, aralarında Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek’in yanı sıra TBMM İdare Amiri Ahmet Küçük, MHP Milletvekili M. Kemal Cengiz, CHP İl Başkanı Serdar Soydan, ilçe kaymakamları, daire müdürlerine hitaben yaptığı konuşmada,  “Ülkemizdeki sıkıntıların bilindik ve yıllarca uygulanan yöntemlerle çözümlenmeyeceğini fark ettik. Demokratikleşmeye ve özgürleşmeye yönelmek için son yıllardaki en önemli anayasal metin olarak değerlendirdiğimiz ve 12 Eylül tarihinde referanduma sunulacak olan Anayasa paketi değişikliği bizler için bir şanstır. Çok değerli başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan ve ekibinin adalet, özgürlük ve hukuk için yaktığı meşale, 12 Eylül’de inşallah tüm Türkiye’yi ve Türkiye’nin geleceğini aydınlatacaktır. Bu yüzden referanduma ‘evet’ demek memleketimizin geleceğine evet demektir” diye konuştu.
Özel sektörün düzenlediği bir törende siyaset yapılmasını son derece yakışıksız ve seviyesiz bulduğunu söyleyen TMBB İdare Amiri ve CHP Milletvekili Ahmet Küçük “ Orası özel sektörün düzenlediği ve bizleri davet ettiği yer. Eğer toplantı herhangi bir sivil toplum örgütünce düzenlenmiş olsa, burada açıkca siyaset yapılmasına bir diyeceğim olmazdı. Dediğim gibi, ev sahibi Türkiye’nin sanayi devi Bodur ailesidir ve belediye başkanını, bakanları, bizleri oraya davet eden de özel sektördür. Kale Grubunun sahibi Bodur ailesini zor duruma sokacak bir davranış biçimi sergilenmiştir. Başkanın yaptığı saygısızlığa hiç şüphem yok ki, Bodur ailesi de çok üzülmüştür. Sırf Bodur ailesinin üzüntüsü artmasın diye sabırla törenlerin bitmesini bekledim. Seviyesiz insanlarla daha fazla muhatap olmak istemiyorum” diyerek tepkisini dile getirdi.

Bakanlar da alkışlamadı
Çan Belediye Başkanı Kuzu’nun Seramik Bayramı’nda AKP propagandası yapmasına, törene katılan bakanlar da sessiz tepki verdi. Hükümet adına törenlerde yer alan Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, Spordan Sorumlu Devlet Bakanı Faruk Nazif Özak, AKP Genel Başkan Yardımcısı Abdülkadir Aksu ve eski bakanlardan Kürşat Tüzmen, Belediye Başkanı konuşmasını bitirip kürsüden inerken alkışlamadı. Kuzu, sessizce protokoldeki yerine oturdu.

Kaynak : http://www.canakkaleolay.com/details.asp?id=60859

20 Temmuz 2010 Salı

Okuduğum Kitaplardan - 15


İstihbarat Teknikleri Aktörleri - Örgütleri ve Açmazları

Gültekin Avcı
Timaş Yayınları
Nisan 2004,


İstihbarat Teknikleri Aktörleri - Örgütleri ve Açmazları Günümüzde istihbaratın alanı, sınırlanamaz biçimde her yerdir. Romanya Devlet Başkanı Çavuşesku örneğinde olduğu gibi insanın dişlerinin arası bile istihbarat zemini olabilmektedir. Gültekin Avcı istihbarat dünyasına ilgi duyanların aşina olduğu HAARP, ECHELON, JPALS gibi teknikleri konu ettiği kitabında CIA ve MOSSAD'ın gerçekleştirdiği çarpıcı eylemler ve fiyaskoların yanı sıra dünyadan ve Türkiye'den meşhur istihbarat ajanlarının öykülerine; Korkut Eken, Ahmet Cem Ersever ve Mehmet Eymür gibi isimlere ilişkin değerlendirmelere de yer veriyor.




Bozgunda Fetih Rüyası - Yahya Kemal'in Biyografik Romanı
Beşir Ayvazoğlu
Kabalcı Yayınevi
Biyografi


Yahya Kemal tüm büyük şairler gibi kendi kaynağından beslendi ve büyük denizlere açıldı, kendince yaşayıp kendince yazdı. Düzenli bir ev kurmadı, pansiyonlarda, otellerde yaşadı. Aşkları hep yarım kaldı. Üsküp' ten İstanbul' a geliş, Paris' e gidiş, Jöntürklerle, Prens Sabahaddin, Abdullah Cevdet gibi isimlerle tanışma, İstanbul' a dönüş, Refik Halid Karay, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Ziya Gökalp, Tevfik Fikret gibi devrin önemli isimleriyle kurulan dostluklar, biri bile yayımlanmadığı halde kulaktan kulağa yayılan şiirler, dergicilik, çökmekte olan Osmanlıyla yıkılan hayaller, Kuvayı Milliye ruhuyla canlanan umutlar... Beşir Ayvazoğlu Türk yazınında fazla örneği olmayan biyografik- romanıyla bizleri, şiirimizin büyük ismi Yahya Kemal ırmağının kaynağına doğru bir yolculuğa çıkarıyor.





Martı Jonathan Livingston
Richard Bach

Durgun denizin minik dalgacıkları üzerinde, güneşin altın gibi ışıldadığı pırıl pırıl bir sabahtı.
Sahilden bir mil uzaklıkta, denizi kucaklarcasına ilerleyen bir balıkçı teknesi, martılara kahvaltı zamanının geldiğini haber veriyordu. Binlerce martı, bir lokma yiyecek için mücadeleye girişmişti bile. İşte zor bir gün daha başlıyordu.
Sahilin ve teknenin çok ötesinde, bir martı, Jonathan Livingston, tek başına uçuş çalışmaları yapıyordu. Yüz fite yükseldiğinde perdeli ayaklarını indiriyor, gagasını kaldırıyor ve ona acı veren bir kavisi oluşturabilmek için kanatlarını iyice geriyordu. Eğer bu kavisi oluşturabilirse daha yavaş uçabilecekti. Şimdi rüzgâr hafifçe yüzünü yalıyordu.
(Kitabın Girişinden)


Not: Şimdiye kadar "Okuduğum Kitaplardan" olarak açtığım başlıklar sıraladığım kitaplar gelişigüzel bir sıra ile sıralanmıştır.

5 Temmuz 2010 Pazartesi

Okuduğum Kitaplardan - 14


Orhun Abideleri,

Prof. Dr. Muharrem Ergin  

BOĞAZİÇİ YAYINLARI


"Orhun Abideleri"; Türk medeniyetinin, kültürünün, tarihinin tek kelimeyle Türk Varlığının şaheser vesikesi. Merhum Profesör Muharrem Ergin'in bu şahesere lâyık çalışması ile bu kitap elinize ulaşmış oluyor. Prof. Ergin'in kıymetli talebesi Prof. Dr. Osman Fikri Sertkaya kitabı elden geçirdi, öğrencilere en uygun şekilde yeniden dizdirdi, renkli sayfalar ve fotoğraflar ilâve edildi.


 Zeus Adına
Erich Von Daniken; 
Çeviren: Esat Nermi Erendor
Varlık Yayınları;


"Bu eser Yunanistan hakkında bir tarih kitabı değil, tarih kitapları hakkında bir kitaptır.Antik Çağ'ın Yunanistan'ı, inanılmaz öykülerle doludur; Odisseus'un başından bütün o maceralar geçmiş midir gerçekten? Delfi'de büyük bir kahine gerçekten de tüm önemli siyasal olayları öngörmüş müdür? Homeros'un İlyada'sındaki Truva tasvirleri doğru mudur? Ya Atlantis'e ne olmuştur?"Erich von Daeniken ilk kez Batı kültürünün beşiği sayılan Ege kıyılarını ve Anadolu'yu bir kitabının konusu olarak incelerken, birçok ünlü efsaneyi, tarihsel kalıntıya ve nesneye yepyeni bir açıdan bakıyor.(Arka Kapak)



Lanetli Kitaplar
Jacque Bergier

Bilgiye karşı bir Kutsal Birleşme Yıin, bazı sırları yok ettirmek için düzenlenmiş bir birlikte yönetimin bulunduğunu düşünmek gerçekdışj gibi gelir. Oysa, bu varsayım büyük nazi komplosundan daha gerçek-drşı değildir. Yalnız şimdi Kara Tarikat örgütünün ne derece tam, üye­lerinin dünyanın tüm ülkelerinde ne derece çok. ve bu komplonun ne derece başarıya ulaşmış olduğunu anlıyoruz.

Bunun içindir ki daha eski bir komplonun varsayımını öncel ola­rak reddetmek gerekmez.

Bütün tarih boyunca düzenlice ortadan kaldırılmış olan lânetli kitabın konusu birçok yazarı, H. P. Lovecraft'ı, Sax Rohmer'ir Edgar Wallace'» esinledi kuşkusuz. Bununla birlikte, bu konu bir yazın konu­su değildir yalnızca. Bu düzenli yok etme o derece değer taşır ki İn-saıra özgü bilginin çok hızlı gelişmesini engellemeği amaçlayan sürek­li bir komplonun olup olmadığı sorulabilir. Coleridge böyle bir komp­lonun olduğuna inanmıştı ve üyelerine «Porlock'tan kişiler» diyordu. Bu ad ona Porlock köyünden gelen ve onu yaptığı çok önemli bir işi sonuçlandırmasını engelleyen bir kişinin ziyaretini düşündürüyordu.

Batı tarihinde olduğu kadar Çin ya da Hint tarihinde de bu entri­kanın izleri bulunur. Bundan dolayı bu lânetli kitapların bazıları üze­rinde ve bunların düşmanları konusunda gerekli her soruşturmayı bir araya getirmek bize zorunlu göründü.

Önce lânetli kitapların birkaç sağlam örneğini verelim. 1885'te, yazar Saint-Yves d'Alveydre son kitabını ortadan kaldırmak için bir buyruk alır, yoksa cezası ölümdür: Mission de rinde en Europe et Mission de !'Europe en Asie. La question des Mahatmas et sa solu­tion. (*)

(*) Avrupa'da Hind Misyonu, Asya'da Hind Misyonu, Mahatmalar Sorunu ve Çözümü

Kendi yorumu:
Yazarın İslam karşıtı düşünceleri olmasa çok daha iyi bir kitap olabilirmiş. Benim okuduğum e-kitabın oluşturulduğu baskının çevirisi çok kötüydü okurken eziyet çekiyorsunuz. Bunları çıkardığımızda okunabilecek bir kitap olduğu kanaatindeyim.