Sayfalar

25 Aralık 2011 Pazar

E-Kitaplar - Cengiz Aytmatov - 4 Adet

4 Adet Cengiz Aytmatov kitabı 


  1. Cengiz  Aytmatov - Toprak pdf 
  2. Cengiz Aytmatov - Beyaz Gemi pdf 
  3. Cengiz Aytmatov - Cemile  pdf 
  4. Cengiz Aytmatov - Dişi Kurdun Rüyaları  pdf

İndirme bağlantıları yenilenmiştir. 

E-Kitaplar - Isaac Asimov - 15 Adet

15 Adet Isaac Asimov kitabı 



  1. Isaac Asimov - Ahmaklar.pdf
  2. Isaac Asimov - Ben Robot.pdf
  3. Isaac Asimov - Erişilmez Imparatorluk.pdf
  4. Isaac Asimov - Gizli Göz.pdf
  5. Isaac Asimov - Imparatorluk.pdf
  6. Isaac Asimov - Kan Damarlarinda Yolculuk.pdf
  7. Isaac Asimov - Karadul Bulmacaları.pdf
  8. Isaac Asimov - Kurtarıcı Robots.pdf
  9. Isaac Asimov - Melezler Venuste.pdf
  10. Isaac Asimov - Olu Gezegen.pdf
  11. Isaac Asimov - Son Soru.pdf
  12. Isaac Asimov - Sonsuzluğun Sonu.pdf
  13. Isaac Asimov - Tyrann.pdf
  14. Isaac Asimov - Uzayın Bekçileri.pdf
  15. Isaac Asimov - Vakıf Ve Dünya.pdf
İndirme bağlantısı güncellendi.

İndirme bağlantısı : https://drive.google.com/file/d/0B1ZDqeB71ndJaDdvYmdNd0QtVG8/view?usp=sharing

Okuduğum Kitaplardan - 27


ÖLÜ GEZEGEN
Orijinal adı: The Caves of Steel
Yazarı: Isaac ASIMOV, 
Çev: Gönül SUVEREN 
Yayın yılı: 1984

Dünya hem vardır, hem yoktur. İnsanlar hem yaşıyorlardır, hem de yaşamıyorlardır. Dünya artık Çelik Mağaralar'la dolu yabancı bir gezegendir. İnsanlar da bu mağaralar içinde yaşamaya mahkûm tutsaklardır. Açık havaya çıkmaktan, güneşi görmekten korkmaktadırlar. Nüfusun hızla artması, kaynakların giderek tükenmesi de ayrı bir sorundur. 

Başka dünyalardan gelen kusursuz ve kendini beğenmiş "uzaylılar", dünyayı robotlara dayalı bir ekonominin kurtaracağına inanmaktadılar. "Ortaçağcılar" denilen bir grup dünyalı ise eskiye, yani toprağa dönülmesinden yanadırlar.

"Uzaylı" bir robot uzmanının öldürülmesiyle gerginlik doruğa çıkar. Kusursuz bir cinayet işlenmiştir. Durum gerçekten endişe vericidir ve zaman insanlığın aleyhine işlemektedir.

Dedektif Elijah Baley'in ilk macerası.




Meteor Operasyonu 
Mit 3. Dünya Savaşı'nı Engelleyebilecek mi?
Yılmaz Yunak 
NEDEN? KİTAP 

18 Eylül 1982 tarihinde Sabra ve Şatilla mülteci kamplarına düzenlenen operasyonda; tamamı si-lahsız, çoğu kadın ve çocuklardan oluşan bin-lerce insan dünyanın gözleri önünde acımasızca katledildi.
Leyla Kemer henüz 7 yaşındayken bu katliamda tüm ailesini kaybetmiş, vahşice tecavüze uğra-mış, bir gemiye sığınmış ve günlerce arkadaşının cesediyle orada koyun koyuna yaşamıştı. Kur-tuluş mucizesi ve yeni hayatı, yaşadığı bu kor-kunç travmayı unutması için yeterli olmadı.
Baştan sona aksiyon içerisinde okuyacağınız bu kitapta; tarihin kirli sayfalarına saklanmış bir vahşete ve intikam yemini etmiş bir kadının akıl almaz hikayesine tanık olacaksınız.
ABD, Abdullah Öcalan’ı Türkiye’ye neden tes-lim etti? Abdullah Öcalan’ın Türkiye’ye iadesiyle başla-yan süreçte, MİT ajanı Leyla Kemer tarafından başlatılan CIA ajanlarına yönelik katliamdan es-ki bir CIA ajanı olan Amerikan Başkanı kurtu-labilecek mi?
Meteor olduğu sanılan Kâbe’deki kutsal taşa yönelik Amerikan nükleer saldırı planı engelle-nebilecek mi?
MİT, 3. Dünya Savaşı’nı engelleyebilecek mi? MİT, Muratlı katliamının intikamını nasıl aldı?







Osmanlı'nın Hayaleti

Erhan Afyoncu 
YEDİTEPE YAYINEVİ 

Osmanlı İmparatorluğu, tarihin gördüğü üç büyük imparatorluktan birisiydi. Tarih sahnesinden kalkmalarına rağmen Roma ve İngiltere imparatorlukları gibi Osmanlı İmparatorluğu’nun da, tesirleri devam ediyor. Basra’dan Budin’e kadar olan bölgelerde asırlarca süren Osmanlı hakimiyeti günümüz dünya politikasına da tesir eden derin izler bıraktı.

Günümüzde, özellikle son 15 yılda Balkanlar’da, Kafkasya’da ve Ortadoğu’da kaldırılan her taşın altından Osmanlı İmparatorluğu’nun izleri çıkıyor. David Fromkin’in, New York Times’teki 9 Mart 2003 tarihli yazısı da bu gerçeği ifade etmekteydi: "Bir hayalet ABD’yi pençelerine almış, rahat bırakmıyor. Bu Osmanlı İmparatorluğu’nun hayaleti. Irak’ta, Sırbistan’da, Bosna’da, Kosova’da, Körfez Savaşı’nda, 11 Eylül saldırılarında bu hayalet bizimleydi.Osmanlı hayaletleri asla uzaklaşmadı!"

6 Aralık 2011 Salı

Çanlı Dostlar Aşure İkramı



Çanlıdostlar yazarı Hacı Şükran Pamuk, " Hicri takvime göre Muharrem ayının onuncu günü Aşure Günü olarak değerlendiriliyor.Çanlıdostalar olarak bugün tertip ettiğimiz bu AŞURE etkinliği ile hep birlikte olduğumuz için son derece mutluyum. Muharrem Ayı ve tüm halkımıza hayırlı ve uğurlu olmasını diliyorum. Aşure günümüz kutlu olsun. Allah izin verdiği sürece bu güzel geleneği her yıl düzenlemek istiyoruz" dedi.

31 Ekim 2011 Pazartesi

Okuduğum Kitaplardan - 26




Uzay Çiftçileri
Ali Nar
Elif Yayınları


Ruhu fetih arzusuyla dolu, kendine güvenen, tarihine, inancına ve coğrafyasına sahip çıkan genç insanların uzay macerası nasıl olur? Uzaydaki uyduların, galaksilerin ve komuta merkezlerinin isimleri bu gençlerin verdiği isimlerle anılıyor. Uzay yolculuğu bu kitapta sadece kuru madde ve bildik yalnızlık temasıyla işlenmiyor; daha da öteye gidilerek insan ruhunun engin denizlerine yelken açıyor ve bize ruhi bir mirac da sunuyor.

Türkiye'nin ilk bilim-kurgu-uzay romanı; hem de kendine güvenen, uzayı fethedeceğine inanan bir "yerli"nin üslubuyla!...(Arka Kapak)
           






Hayvan Çiftliği Bir Peri Masalı
Orjinal isim: Animal Farm
George Orwell (Eric Blair)
Can Yayınları / Çağdaş Dünya Yazarları Dizisi



                İngiliz yazar George Orwell (1903-1950), ülkemizde daha çok Bindokuzyüzseksendört adlı kitabıyla tanınır. Hayvan Çiftliği, onun çağdaş klasikler arasına girmiş ikinci ünlü yapıtıdır. 1940'lardaki 'reel sosyalizm'in eleştirisi  olan bu roman, dünya edebiyatında 'yergi' türünün başyapıtlarından biridir. Hayvan Çiftliği'nin kişileri hayvanlardır. Bir çiftlikte yaşayan hayvanlar, kendilerini sömüren insanlara başkaldırıp çiftliğin yönetimini ele geçirirler. Amaçları daha eşitlikçi bir topluluk oluşturmaktır. Aralarında en akıllı olanlar domuzlar; kısa sürede önder bir takım oluştururlar, devrimi de onlar yolundan saptırırlar. Ne yazık ki insanlardan daha baskıcı, daha acımasız bir diktatörlük kurulmuştur artık. George Orwell, bu romanında tarihsel bir gerçeği eleştirmektedir. Romandaki önder domuzun, düpedüz Stalin'i simgelediği açıkça görülecektir. Öbür kişiler bire bir belli olmasalar da, bir diktatörlük ortamındna olabilecek kişilerdir. Romanın alt başlığı Bir Peri Masalı'dır. Küçükleri eğlendirecek bir peri masalı değildir; ama roman, bir masal anlatımıyla yazılmıştır.(Arka Kapak)
               




Osmanlı'yı Yeniden Keşfetmek
İlber Ortaylı
Timaş Yayınları

"Osmanlı Devleti'nin kuruluşunun 700. yıl kutlamaları Türkiye'de umulmaz bir ilgi uyandırdı ve Türk toplumu yedi asırlık tarihine ilgi duymaya başladı. Bu ilgi, kuru bir hamaset çizgisini geçti, anlaşılan toplumsal düşüncenin ve yorumlamaların tekâmül etmesi dolayısıyla "Osmanlı İmparatorluğu nedir? Bu imparatorluğun kurumları nedir? Yaşam şekli nedir? Bizim için anlamı nedir?" gibi sorulara cevap aranmaya başlandı. Ve bu meyanda, çalışmalar, hazırlıklar yapmak ve yaptıklarımızı geniş kitleye tanıtmak gibi bir ihtiyaç hâsıl oldu. Şüphesiz ki elinizdeki bu kitap da bunlardan birisidir ve o iddiadadır."
- İlber Ortaylı

Geçmişten geleceğe tarihî gelişmelere ışık tutarken, tarihin bıraktığı izleri irdeleyen İlber Ortaylı bu sefer okuru Osmanlı'yı; padişahları, sarayları, yönetim şekli, semtleri ve abidevî eserleriyle kısacası kendine özgü kimliğiyle yeniden keşfetmeye davet ediyor...
(Tanıtım Yazısı'ndan)

18 Eylül 2011 Pazar

AltaiKai - XXI Centruy



Artist: Folk group AltaiKai
Publication date: 2006
Format / Quality: MP3
Size: 76 Mb


Tracklist:

01. Baatyrdyng Soozi. Warrior's words.
02. Altaiym. My Altai.
03. Alkyshtar. Prayers.
04. Kara-suu. Spring water.
05. Ulaganym jaanyr. Janger style song from Ulagan.
06. Shunu Baatyr. Shunu Warrior.
07. Komuzym, oino, oino. Play, play, my khomus.
08. Jebren kai la tunur. Ancient kai song amd tunur-drum.
09. Oyim, oyim, oy-oyim.
10. Jai. Summer.
11. Kaan Altai. Khan-Altai.
12. Juuchyldar. Hero-warriors.
13. +Bonus Jai. Slush (Al Korchagin) feat. AltaiKai "Bathing birds remix".

Arslanbek Sultanbekov - Noghay El


Arslanbek Sultanbekov - Noghay El


1. Arslanbek Sultanbekov - Arimas argimak (3:27)
2. Arslanbek Sultanbekov - Nogay El (4:32)
3. Arslanbek Sultanbekov - Kayda (2:38)
4. Arslanbek Sultanbekov - Biy Temir (6:12)
5. Arslanbek Sultanbekov - Anamay (4:57)
6. Arslanbek Sultanbekov - Tulpar kaydan tabarsin (4:08)
7. Arslanbek Sultanbekov - Aviriydi yuregim (3:24)
8. Arslanbek Sultanbekov - Dombira (3:27)

Download Link: 



9 Eylül 2011 Cuma

Okuduğum Kitaplardan - 25



Atatürk Gibi Düşünmek / Atatürk'ün Metodolojisi

Celal Bayar
İsmet Bozdağ


Atatürk düşünmesini bildiği sistemli düşündüğü için Atatürk oldu.
Atatürk gibi düşünmek mümkün müdür?
Atatürk olayların mantığını nasıl kullanıyordu?
Savaş Mantığı Barış'da da kullanılabilir mi?
Cumhurbaşkanı olarak Atatürk Düşüncesi?..

Atatürk'ün son Başbakanı Celal Bayar bu kitabın ilk yayınlandığı 1978 yılında -Atatürk'ün metodolojisini kullanarak- günün olaylarını nasıl değerlendirdi ve iki yıl önceden iki yıl sonrasının tablosunu nasıl çizdi...

Atatürk olmak mümkün değil ama Atatürk gibi düşünmek mümkündür.
(Arka Kapak)



 
BULUŞMA
Yılmaz Değirmenci 
Tek Ağaç 

Bir gün Yapay Zekânın bizden özgür irade ve vatandaşlık hakkı talep etmesi kaçınılmazdır. Aynı şekilde kaçınılmaz olan başka bir hakikat ise, onu her zaman için gerektiğinde kullandığı bir araç olarak gören insanoğlunu bu talebi reddedeceği gerçeğidir Ya geleceği görmek şimdiden mümkünse?
İlk bakışta bilimkurgu dalında gibi görünen bu roman, aslında kurgubilim bir araştırma kitabıdır. IV ncü Dünya Savaşı tarihinin ve daha da sonrasının.
Ülkemizde bilim-kurgu dalı henüz emekleme döneminde. Yılmaz Değirmenci’nin bu ilginç romanı, bir yandan bizi geleceğin karmaşık dünyasında gezintiye çıkarırken, bir yandan da teknoloji – insan ilişkisini sorgulayan felsefi nitelikler taşıyor.
Kitap aslında içiçe geçmiş üç hikayeden oluşuyor. Öncelikle Dadı isimli robot hizmetçiyi tanıyoruz. Ardından bir savaş sahnesi dekorunda insanlığın yeni hırslarını gözlemliyoruz. Son olarak ise bilim ile ruhsallığın kesiştiği başka bir hikayeye yolculuk yapıyoruz.
Geleceğin gizemli dünyasında eğlenceli bir yolculuğa hazır mısınız?


Kitabı indirmek için link: http://www.yilmazdegirmenci.net/Bulusma.pdf


Kurtuluş Savaşı'nda İşbirlikçiler
İlhami Soysal
Gür Yayınları


Ulusların karanlık günlerinde, bu karanlığı yırtmaya, aydınlığa çıkmaya çalışanlar olduğu gibi, tam tersine, bulanık suda balık avlamak, ken- di kişisel çıkarlarını korumak ve kollamak için bu karanlığın daha da koyulaşmasında yarar umanlar da olur. Böyleleri, düşmanla işbirliği yapmakta ve hatta çok kere kraldan çok kralcı olmakta hiç bir sakınca görmezler. İşte İlhami Soysal bu kitabında, Türk Ulusunun böyle bir karanlık döneminde, 1919-1923 arasındaki Kurtuluş Savaşında ulus bir ölüm kalım kavgası verirken, düşmanla işbirliği eden kimi azınlıklardan, kimi ormanı kesen baltanın sapının da ağaçtan olması gibi kendimizden olan işbirlikçilerin, kendilerini unutturmayı başarmış bir bölümünü adları ve eylemleriyle ortaya koymaya çalışıyor.

İlhami Soysal bu konuda şöyle diyor:
"Bilmeliyiz ki, daha nice hain ve işbirlikçi var¬dır ki, yakın tarihimizin karanlıkları arasında adları üstünde pek durulmadan unutulup gitmiştir. Bunları gün yüzüne çıkarmak, günümüz araştırıcı ve tarihçilerinin başta gelen görevi olmalıdır."

26 Ağustos 2011 Cuma

Okuduğum Kitaplardan - 24







Gizli Göz
Larry Niven, Isaac Asimo

Yayinevi: Karizma Yayıncılık

Arka Kapaktan


BESTSELLER YAZARLARDAN UZAY SUÇLARINA DAİR ŞAŞIRTICI HİKAYELER
İster Ay'ın karanlık tarafında. ister uzayın soğuk boşluğunda veya 21. yüzyılın bir takım birleşimlerinin görünmeyen güç alanlarında eski özdeyiş hala geçerli: 'Suç cezasız kalmaz!'
Isaac Asimov. Larry Niven. Poul Anderson ve diğer bestseller yazarlardan. geleceğin canilerinin ve yıldızlar arası müfettişlerinin şaşırtıcı dokuz hikayesi Gizli Göz'de




Türkçülüğün Esasları

Ziya Gökalp

Türkçülüğün Esasları, Ziya Gökalp'in 1923 yılında yayımladığı, Türk milliyetçiliğinin tüm fikir ve tekliflerini bir sistem bütünlüğü içinde ortaya koyan, yazarın değişik zamanlarda yazmış olduğu denemelerden derlediği sosyolojik kitap. Türk milliyetçilerinin temel eserlerinden birisi sayılır. Mustafa Kemal Atatürk'ün de büyük ölçüde etkilendiği, yaptığı devrimler ve kurduğu Türkiye Cumhuriyeti'nin perde arkasındaki entel güçlerden birisidir. Değişik zamanlarda resmî ve özel kurumlar tarafından yayımlanmıştır. Bunların içinde eseri kısmen sadeleştirenler olduğu gibi, eserin dil ve üslûbunu tamamen değiştirmiş olanlar da vardır. (Açılama Vikipedi'den alıntır)


İndirmek için:

https://skydrive.live.com/?cid=3bd12f976c5151f4&sc=documents&id=3BD12F976C5151F4%212240#

http://rapidshare.com/files/442897697/Ziya_Gokalp-Turkculugun_Esaslari.rar





Türkiye'nin Petrol Savaşları 

Hakan Yılmaz Çebi
KARAKUTU YAYINLARI

Türkiye Cumhuriyeti tarihinde toplam 3 bin kuyu delinmişken, A.B.D.'de her yıl onbinlerce kuyu açılmaktadır. Rusya’da ise kuyu sayısı 1 milyondan fazladır.

Komşuları İran, Suriye, Irak, Orta Asya ve Karadeniz’in kuzey kıyılarında zengin petrol ve doğalgaz yatakları bulunan Türkiye gerçekten petrol fakiri bir ülke mi?
Türkiye’nin ‘Petrol Kanunu’nu Yahudi asıllı bir Amerikalı mı yazdı?
Hangi ülkeler Türkiye’nin petrol çıkartmasını engellemektedir?
AB, Türkiye gibi aday ülkelere petrol alanında kamunun özelleştirmesini dayatırken, kendi ülkelerinde farklı uygulamalar mı gerçekleştirmektedir?
Haritalardaki kırmızı çizgiler petrol rezervlerini nasıl etkiliyor?
Anadolu’da açılan kuyular neden bir bir kapatıldı?
Türkiye’nin başına terör petrol için mi bela edildi?
TPAO bilinçli olarak mı atıl hale getirildi?

Aslında tüm bu soruların cevabı dönemin İngiliz Başbakanı Churcil`in ‘Bir damla petrol bir damla kandan değerlidir’ sözünde, yani küresel güçlerin petrol stratejisinin şifrelerinde yatıyor


29 Temmuz 2011 Cuma

Transformers 3 ve Click Filminden Subliminal Mesajlar


 Transformers filmindne bir kare. Film baştan aşağı subminal mesaj içermesine karşın bu kare sizlerin daha çok ilgisini çekeceğini sanıyourm. Bu kareye benzer başka flimlerde de Davut'un yıldızının geçtiği sinema filmleri var.

 

Transformers 3 fliminde önemli bir karakter olan Sentinel Prime bir robot kareter olmasına karşın insanlara özgü olan yüz hatları ile diğer otobotlardan ayrılıyor. Kaşları, bıyıkları, sakalı ve kocaman burnu ile yandaki resimdeki Usama Bin Laden ile hemen hemen aynı yüz tipine sahip. Tabii ki birebir ayısını yapmayacakları için bu belirğin özelliklerle izleyicide bu etkiyi bilinç altında yapabilir. Ayrıca Sentinel Prime filmin sonunda Laden gibi yargısız infazla vurularak ortadan kaldırılmakta.






Click filminde başlangıçtan beri karakterlerin dini ile ilgili bir vurgu yapılmazken. Filmin sonuna doğru dramanın arttığı bir noktada baş karakterlerin yahudi olduğu mezarlık sahnesi ile sehirciye aktarılıyor. Doğal olarakta davut'un yıldızı sahnenin pek çok yerinde gözümüze takılıyor. Adam Sandler yahudi imiş. Filmlerinde de yahudilikle ilgili simgeler buluna bilir ama .Sonra yukarıda yazdığım gibi başlangıçta yada ortalarda dini bir vurgu yapılmazken hata bu sahneden başka hiç bir sahnede vurgu yapılmazken tek bir sahnede vurgu yapılması bende hoşnutsuz bir izlenim uyandırdı.



Aklıma geldikçe bulabildiğim filmlerdeki bu benzer subminal mesajları paylaşmaya çalışacağım. Pek çok filmin seneryosuda dağil herşeyi baştan aşağı subminal mesaj içeriyor. Buna en önemli örnekte Transformers serisi filmleridir.

30 Mayıs 2011 Pazartesi

Okuduğum Kitaplardan - 23


BÜYÜK PİRAMİT'İN SIRRI YA DA ADEM DEVRİNİN SONU
GEORGES BARBARİN 
RUH VE MADDE YAYINLARI
ÇEVİREN: İBRAHİM BAŞTÜRK


Büyük Piramit'e niçin "en yüksek felsefi ve dini inanç formunun mimari sembolü" denilmiştir? O, sadece eski bir uygarlığın, ilmi seviyesini gösteren geometrik ve matematik bir temsilcisi midir?
Araştırmalar, Büyük Piramit'in bir kehanet kronolojisi sisteminin grafik tasvircisi olduğunu da göstermektedir.
Büyük Sfenks, hangi devirde ve hangi tarihte inşa edildi ve yontuldu? Hiçbir belge, hiçbir kitaplık, hiçbir folklor etkili bir açıklamada bulunmuyor. En gelişmiş zekâların, Büyük Sfenks karşısında inanılmaz durgunluğu şaşırtıcıdır.
Dev heykel ezip geçiyor ve bu itiraf edilemiyor.




Büyük Sfenks'in Sırrı
 Georges Barbarin 

'Hangi devirde ve hangi tarihte Büyük Sfenks inşa edildi ve yontuldu? Hiç bir belge, hiç bir kitaplık, hiç bir folklor etkili bir izahta bulunmuyor. En gelişmiş zekâların, Büyük Sfenks karşısında inanılmaz durgunluğu şaşırtıcıdır. Dev Heykel ezip geçiyor ve bu itiraf edilemiyor. 1936'da, Büyük Piramit'in Sırrı ya da Âdem Devri'in Sonu'nu yayınlarken bu derece geniş ilgi uyandıracağını düşünmüyorduk. Önceleri, bize bu, ilmî seviyedeki bir meraktan kaynaklanıyor hissini verdi. Yayınevleri bir biri ardına ayaklandılar ve Keops'un Sırrı çabucak basın ve radyonun mevzuu hâline geldi.



MOSSAD - İHANET ÇEMBERİ
Yazar: Victor OSTROVSKY
Yayınevi: Hikmet

Dost ve düşmanın birbirine karışmaya başladığı günümüzde gerçek düşmanın kimliğini ortaya çıkaracak bir eser olan MOSSAD İHANET ÇEMBERİ adlı kitabımızda düşman kimdir ?, Neler yapmakta ?, Mevcut savaşını kazanmak için ne gibi yollara baş vurmakta? ve Zafer sürecini kısaltmak için ne gibi çalışmalar yapmakta olduğu yer almaktadır.

Düşmanı tanımanın en sağlam yollarından biri düşman saflarındaki insaflı kişilerin itiraflarıdır. Bu kitapta da Mossad içinde görev almış Victor Ostrovsky`nin tahmin ettiğimiz ve tahayyül edemediğimiz itirafları yer almaktadır. Yahudilerin Mossadla CIA'yı nasıl kandırdıkları Sri Lanka'da karşıt iki gerilla grubunu Tel Aviv'de birbirleriyle karşılaştırmadan nasıl eğittikleri, FKÖ'ye silah diye satılan kuru üzümler ve lrak Nükleer Tesislerinin imhasına kadar bir çok olayın gizli kalmış yönleri anlatılmaktadır.

Biz bu kitabı okurken düşmanın hiçbir zaman boş durmadığını daima bir çarpışma ve mücadele içinde olduğunu gördük ve onlar böyle çalışırken biz ne yapıyoruz ve neler yapabiliyoruz diye düşündük.

Yazar Mossad’ın dünya çapındaki faaliyetlerini anlatırken, ara ara teşkilatın yozlaşmış idealler, egoistçe çıkarcılık ve daha önemlisi insan hayatının değersizliğini müşahade ediyor. Mossadın bir kısım faaliyetlerini deşifre etmesine neden olarakta hür ve adil İsrail için beslediği derin sevgiyi gösteriyor.

Kitabın ana temalarından biride Mossadın kontrol dışı olduğu ve görünüşte yetkiliymiş gibi olmasına karşın Başbakanın bile gerçek bir otoritesinin olmadığı ve çoğu zamanda yapılan eylemleri ona onaylatma suretiyle kötüye kullanıldığı anlatılmaktadır. Buna çarpıcı bir misal Sri- Lanka'daki karşıt iki gerilla grubunun Tel Aviv'de aynı anda Başbakanın adına karar verilerek, eğitime tabi tutulması, Libya hava yollarına ait bir yolcu uçağının düşürülmesi ve dünyanın çeşitli yerlerindeki illegal örgütlerin Mossad tarafından eğitilmesi sıralanabilir.

Yazarın Mossadın çalışmalarının sekreterler ve temizlikçiler dahil 1204 kişiyi aşmayacağını söylemesi çok inandırıcı gelmiyor. Fakat yazarın bütün Yahudilerin Mossadın gönüllü ve hazır birer elemanı olduğunu söylemesi enteresandır. Sfenks Operasyonuyla Mossadın Irak nükleer tesislerini nasıl havaya uçurduğu ele alınıyor. Bu operasyonda Mossad Iraklı bilim adamlarını tek tek inceledikten sonra içlerinden Halim adlı birisini para ve kadınla nasıl kullandığı anlatılıyor.

Kitapta yazarın Mossada nasıl girdiği uzun uzadıya anlatılıyor. Girişte bir çok psikolojik imtihanlara tabi tutulduklarını ve aylarca süren seminerleri anlatıyor. Eğitimin önemli bir bölümünü pratikler oluşturuyor. Bu pratiklerde takip edilme, takip etme, telefon görüşmeleri, polisten tezgahlı sopa yeme, bilgi toplama, sır saklama, silah kullanma, adam öldürme, bilgileri muhafaza etme, şifreli haberleşme hususlar özellikle ele alınıyor.

Katsa adı verilen Mossad ajanlarının dünyanın çeşitli ülkelerinde rahatça hareket edebilmeleri için hayali şirketlerin kurulduğu ve bunlarla alakalı olarak Mossadın kütüphanesinde binlerce döküman olduğu e1e alınıyor. Ayrıca her bir katsaya birkaç ülkenin pasaportu, birkaç kimlik düzenlemesi ve bu şirketlerde çalıştığına dair düzenlemeler yapılmaktadır.

Mossadın haber alma ve bilgi toplama sisteminde % 60 gibi önemli bir yeri kitle iletişim vasıtalarının (radyo, gazete, televizyon ) ,% 25 uydu, Telex, telefon ve telsizler yardımıyla sağladığı % 2 ile % 4 ise ajanlar tarafından elde edildiği anlatılıyor. Bu toplanan bilgiler Mossadın çok gelişmiş olan bilgisayar sistemine yükleniyor. Bir isimle alakalı malumat almak istediğiniz zaman tuşa dokunduğunuzda onum son 24 saat içinde kimlerle görüştüğüne ve nerede olduğuna kadar bilgi edinilebiliyor. Bu bilgisayar sisteminde en büyük paya Yaser Arafat sahip. Mossadın bilgi toplama işleminde önemli bir yeri o ülkelerdeki yahudi vatandaşlarının toplamış olduğu malumatlar oluşturur. Bunlara ayrıca para ödenmez, hür İsrail devletini varlığı için yardımcı olurlar, bunların kesinlikle yahudi olması gerekir.

Bu yurt dışındaki yahudilerle irtibata geçmek için İsrail'deki her bir vatandaşın yurt dışındaki akrabaları incelenir bunlar arasından seçim yapılır. Bir yahudi Mossada yardım etmeyebilir ama asla ihanet etmez. Bunlara SAYAN denir. Sayanların genelde doktor, emlakçı, bankacı olmasına dikkat edilir. Doktor herhangi bir operasyon sırasında yaralanmış katsanın tedavisinde, emlakçı katsalara ev bulma, bankacı da acil durumlarda finans sağlama hususlarında yardımcı olurlar. Bu sayanların yaptıkları yardımların deşifre olması durumunda Mossadın cevabı şudur; “Bu sayanlann başına gelebilecek en kötü felaket sınır dışı edilirler ve hepsi İsrail'e gelir. HARİKA !”

Yazar Mossadın Arap ülkelerinde herhangi bir üs bulunmadığını bu ülkeler ile alakalı ihtiyaç duyulan bilgileri ABD, Fransa, İngiltere, İtalya gibi ülkelerden daha fazlasını elde edebilme imkanının olduğunu belirtmektedir. Çünkü bu ülkeler bilim adamlarının, askerlerin ve politikacılarının yetişmelerini sağlamak için Avrupa'ya Amerika'ya göndermektedirler. Bunların içinden seçilenler paraya boğularak, kadın olgusu kullanılarak ve istikbal garantisi sağlanarak kullanıldığı anlatılmaktadır. Böyle bir insan seçilirken kötü alışkanlıkları, zaafları olan ayrıca ideolojik saplantıları yani sisteme düşmanlıkları olan azınlık gruplarından seçilmelerine dikkat edilir. Kısaca seçilen insanın aşağılık birisi olmasına dikkat edilir.

Mossad’ın bilgi toplama usullerinden biri de parayla bilgi satın almaktır. Suriyeli bir bakanın vereceği ehemmiyetli bir bilgiye 20.000 dolara kadar ödeme yapılabiliyordu.

Mossadın kullandığı kişileri gayri ahlaki özellikleri olan kişilerden seçilmesi önemli bir prensibidir. Fazilet sahibi bir kişiyi kullanamayabilirsiniz , içki içmeyen, kadınlara pek ilgi duymayan, paraya ihtiyacı olmayan, siyasi problemi bulunmayan, hayatından memnun olan bir adama rastlarsanız onu kullanamazsınız. Sizin yaptığınız hain ile çalışmaktır. Ne kadar makul sebepler ileri sürerse sürsün ajan vatan hainidir. En kötü insan tipiyle uğraşıyorsunuz.

Mossad insanları değerlendirirken yahudilere faydası dokunur mu dokunmaz mı? Buna bakar eğer yahudilere yararlı biriyse bunlarla çalışırdı.

Mossadın Telekomünikasyon sistemi o kadar gelişmiş ki Arap şeyhlerini ve diğer dünya ülkelerindeki liderlerin konuşmalarını çok rahatlıkla dinlenebiliyor. Ve bu bilgilere göre hareket ediliyordu. Bazen de bu bilgiler kullanılarak bakan ve başbakanların düşürülmesi sağlanıyordu.

İsrail 3.dünya ülkelerine Araplarda buna dahil olmak üzere 3. bir ülke aracılığı ile savaş malzemeleri ve çeşitli teçhizatlar satabiliyordu. İsrailin Suudilere sattığı bir malzemeyi ABD'de Suudilere satmaya kalkınca yahudi lobisi iptal için seferber oluyor, çünkü İsrail için Suudi tatlı bir pazardı.

İran-Irak savaşında Mossadın Arap ajanları vasıtasıyla iki tarafa da verilen bilgilerle savaşın uzayıp gitmesi Mossad tarafından sağlanmıştır. Hatta Mossadın bu ajanlarına o ülkelerde ödül dahi verilmiştir.

İsrail dünyanın çeşitli ülkelerine ve terör örgütlerine silah yardımı ve satışı yapmaktadır. Tayvanlılar silah almak için geldiklerinde onlara satış yapılmıyor çünkü bunlar aldıkları silahların benzerlerini kısa sürede yapıp İsrail ile rekabete girişiyorlar. Onun için satış yapılan ülkelerin teknolojik durumları ehemmiyetliydi.

Mossadın Avrupa ülkelerinden en çok Danimarka ile ilişkisi vardı. Bu hayasızlık düzeyindeki ilişki 2.Dünya Savaşına dayanıyordu. 2.Dünya Savaşında nazilerden kaçan yahudiler Danimarkalılar tarafından himaye görmüşlerdir. Danimarka’daki vize kontrollerini Mossad yapıyor. Kişi problemsiz ise işaret koyuyor. Şayet İsrail için ehemmiyet arzeden bir kişi ise onu kendisi incelemeye alıyor.

Mossad dünyanın çeşitli ülkelerinden teşkilatları davet edip onlara seminerler verir ve bunlarla bağlantılara geçer. Bu seminerlerde terörle mücadele kendilerinden daha gelişmiş bir organizasyon bulunmadığı teması işlenir.

Avrupa ve Amerika'nın icat ettiği yeni silah ve füzelerin nasıl çalınarak taklit edildiği ve bu silahların illegal örgütlere ve çeşitli ülkelere nasıl pazarlandığı anlatılmaktadır.

8 Ekim 1987 günü İsrail ordusuna ait bir kamyon Gazzede sivil kamyonlara çarparak 4 Arap vatandaşın ölümüne 17 kişinin de yaralanmasına sebep oldu. Kazanın aslında suikast sonucu öldürülen İsrail devlet adamının intikamı için düzenlendiğinin ortaya çıkması üzerine Gazzede büyük protestolar başladı. Taş, yanıcı maddeler ve demir sopalarla İsrail askerlerine saldırdılar. Daha sonra çatışmalar Batı Şeriaya, Nablus şehri civarındaki Balata mülteci kampına sıçradı. Daha sonra cuma namazından çıkan Filistinli gençler İsrailli askerlerle çatışmaya girdi. İsrailli askerler hastahaneye girip doktor ve hasta bakıcıları dövdükten sonra 12 tane yaralı Filistinliyi tutukladılar. İNTİFADA BAŞLAMIŞTIR.

İsrailin uluslararası düzeydeki saygınlığı, silahları askerlerin Filistinli çocukların nasıl dövdüğünü kanıtlayan fotoğraflarla zedelendi. ABD usulende olsa durumu kınadı. Aşırı sağcı yahudinin 1990 Temmuz’unda bir Filistinliyi öldürmesi üzerine 6 ay ceza alması İsrailin Psikolojisini en iyi şekilde yansıtmaktadır. Başka bir hahamın bir Filistinliyi öldürmesinden sonra mahkemeye elinde silahla güle oynaya gelmesi ve mahkemeden omuzlarda çıkmacı yahudi zihniyetini dünyaya göstermiştir.

Din okulu müdürü bir hahamın bir konuşmasında “Şimdi düşünme zamanı değil sağa sola ateş etme zamanıdır.” demesi olayları tırmandırmıştır. İsrailli yüce divan hakiminin (birinin taammüden adam öldürüp ihmalden yargılandığını ilk defa gördüm.) demesi düşündürücüdür.

İntifada ile ortaya çıkan her türlü ahlaki çöküş Mossadın çalışma sistemine de damgasını vurmuştur.

İsrailin karşılaştığı tehlike her zamankinden büyüktür. İsrail Filistinlileri ezmeye devam ederken Şamir şöyle diyor” Bunlar bizi acımasızlaştırıyorlar , bizi çocukları öldürmeye zorluyorlar, bunlar ne kötü insanlar, öyle değil mi?” düşüncesi Mossadla başlayan yönetime ve İsrail toplumunun büyük bir kısmına bulaşan (Biz her zaman haklıyız eksenli) bir hastalıktır.


24 Nisan 2011 Pazar

Okuduğum Kitaplardan - 22


‘1984 / George Orwell’

     Winston Smith, “Doğruluk Bakanlığı”nda çalışmaktadır. İşi özel bir borudan, ona gelen notları eski verilerin ve bilgilerin yerine yazmaktır yani tarihi değiştirmektir. İşinden memnun, işini iyi yapan biridir. Ama bir gün Winston için herşey değişir. Tüm olacaklar Winston’un antika eşyalar satan bir dükkandan, yaprakları yumuşacık bir defter ve mürekkepli kalem almasıyla başlar. Bu özel defteri günlük yapmaya karar verir. “Tele Ekran”dan görülmeyecek şekilde saklandıktan sonra günlüğünü yazmaya başlar ve artık o düşüncelerini yazmaya cesaret edebilmiş bir düşünce suçlusudur. Suçu “Büyük Birader” diye biri olmadığını, devleti yönetenlerin tarihle oynadıklarını, insanların kandırıldığını düşünmesidir. Bu düşüncelerini doğrulayacak kaynak, ona inanacak kişi arayışına girer.


“Doğruluk Bakanlığı”nda çalışan “Anti-Sex” adlı örgütün üyesi olan Julia ve devletin önemli adamlarından olan O’Brien’in da kendisiyle aynı düşünceleri paylaştıklarını düşünür. Kısa bir süre içinde de bu düşüncelerini doğrulayan üç kağıt eline geçer. Birini Julia gizlice avucuna sıkıştırmıştır ve içinde “Seni Seviyorum” yazmaktadır. Julia da artık düşünce suçlusudur çünkü birini sevmiştir. Julia ile birlikte “düşünce polisi”nin olmadığı gizli yerlere giderler ve Winston’un uzun seneler önce* ayrıldığı ama resmiyette eşi olan kadını aldatırlar. Bu gizli buluşmalarında hatırladıkları geçmişlerini paylaşır, kendilerince mutlu olurlar. İkinci kağıdı ise O’Brien, “Yeni Konuş” için yapılacak sözlüğe katkıda bulunmasını bahane ederek “tele ekran”ın gözü önünde ona vermiştir ve içinde O’Brien’in adresi yazmaktadır. O’Brien’in evine Julia ile beraber gittiklerinde, O’Brien, Winston ve Julia’ya yemin ettirir ve bir kaç gün içinde onlara bir kitap ulaştıracağını bu kitabı okuduklarında merak ettikleri şeylerin cevabına ulaşacaklarını söyler. Üçüncü kağıt ise ona yapması gerekenleri anlatan borudan düşer. Bu kağıt zaman içinde borunun içinde sıkışmış, tarihin değiştirildiğinin kanıtı olan bir fotoğraftır. Fakat Winston bu fotoğrafın kıymetini tam olarak anlayamadan el alışkanlıyla tarihin yok edildiği, ateşe atar.
Winston kendindeki bu değişimi, iş arkadaşları ve komşularından saklamak, kitabı okumak ve Julia ile daha rahat birlikte olabilmek için, günlüğünü aldığı dükkanın üst katını kiralar. Burası, Büyük Birader’in çalışanlarına verdiği dairelerden çok farklıdır. Eski tarzda döşenmiştir ve odada “Tele Ekran” yoktur! Onlar için “Tele Ekran”nın olmaması çok büyük bir avantajdır çünkü “Tele Ekran” hem alıcı, hem verici olarak kullanılan bir alettir ve düşünce suçlularını yakalamakta kullanılmaktadır. Julia ile buluştuklarında, Julia elinde gerçek çikolata, gerçek ekmek vb. ve sadece sokak kadınlarının kullandığı adi bir kaç makyaj malzemesi ile gelir. Bunlar ikisinin de sadece adlarının duydukları ama gerçeklerini görmedikleri şeylerdir. Çünkü onların yaşadığı zaman diliminde, herşey yapaydır. Bu gizli kiralık oda da kitabı okumaya başlarlar ve devletin yapısını anlamaya başlarlar.


Kitaba göre;
      Sorun, dünyadaki gerçek zenginliği artırmaksızın, endüstri çarkını döndürmektir. Üretim sürdürümeli, ama üretilenler insanlara dağıtılmamalıydı. Uygulamada bunun için tek çözüm yolu, sürekli savaş durumunda olmaktı. Savaş endüstrisi, tüketim maddeleri üretmeksizin işgünü kullamasının akıllıca bir yoludur. Yeni silahlar bulmak için araştırmalar aralıksız sürdürülmektedir, zeki beyinler için tek doyum alanı buradadır. Okyanusya’da, şu anda eski anlamdaki bilim artık yaşamamaktadır. Yenikonuş’ta “bilim”i karşılayacak bir sözcük yoktur. Teknik gelişmeler, eğer insan özgürlüğünü biraz daha kısıtlamaya yarıyorsa kullanılır.
Televizyonun yapımı ve aynı aygıtın, hem alıcı hem verici olarak kullanılmasını sağlayan teknik gelişmeler, özel hayata son verdi. Her yurttaşın ya da en azından gözetlenmesi gerekecek kadar önemli herkesin, hiç aralıksız polis denetimi ve başka iletişim yolları bulunmadığından, sürekli bir resmi propaganda bombardımanı altında tutalabilmesi sağlandı. Böylece tarihte ilk kez herkesin devletin isteklerine boyun eğmesi ve her konuda düşünsel bir birliğin oluşması sağlandı. Karşıt olayların ve kavramların birbirine bağlanması, Okyanusya toplumunun en belirgin yanıdır. Resmi ideoloji, gerek olmayan yerlerde bile çelişkilerle doludur. Böylece Parti, sosyalizm akımının savunduğu tüm ilkerleri yadsır, kötüler ve sonra bunun sosyalizm adına yapıldığını söyler. İşçi sınıfının yüzyıllardır hor görüldüğünü söylerken, kendi Parti üyelerine, işçilere giydirilen ve bu nedenle kabul edilmiş uniformaları giydirir. Aile bağlarını düzenli bir biçimde çürütürken, önderini doğrudan aile duygularına seslenen bir adla-Büyük Birader- çağırır. Gerçekte iktidar, ancak karşıtların uzlaştırılması yoluyla sonsuza dek elde tutulabilir. Eğer eşitsizlik sürdürülecekse -yani yüksek grup yerini koruyacaksa- zihinsel koşullar, denetlenmiş olmalıdır.
Kimse yönetime onu bırakmak için geçmez. İktidar araç değil, amaçtır. Kimse devrime bekçilik etmek için diktatörlük kurnaz; devrim diktatörlüğü kurmak için yapılır. Baskı kurmanın amacı, baskı kurmaktır. İşkencenin amacı işkencedir. İktidarın amacı, iktidardır.
Julia ve Winston, dışardan gelen seslerle uyanırlar. Düşünce polisi onları bulmuş, teslim olmalarını istemektedir. Teslim olmadan önce birbirlerinden asla vazgeçmeyeceklerine söz verirler ve düşünce polisi içeri girer. Düşünce polisi aslında, odayı kiraladıkları, günlüğü aldığı antikacıdır! O yaşlı görünüşü gitmiş gençleşmiş ve gerçek yüzüde ortaya çıkmıştır. Meğer odada “tele ekran” varmış ve her hareketleri izleniyormuş!
Oradan, Sevgi bakanlığına götürülürler.Sevgi Bakanlığı hiç penceresi olmayan, yerin bilmem kaç kaç altına inen korkunç bir yapıdır. Orada Winston’a çeşitli işkenceler yapılır böylece devlet hakkında düşündüğü ve okuduğu tüm bilgileri bir tarafa bırakarak, devlete yani partiye koşulsuz itaat etmesi sağlanır. Düşünceleri kontrol altına alınır. Ama hala duyguları kontrol altına alınamamıştır. Ama Sevgi bakanlığında bunun da bir çözümü vardır. Winston’un yüzüne fareleri yaklaştırınca, farelerle kendi arasına Julia’ya koyar. Çünkü koyacak başka kimsesi yoktur. Benim yüzümü ısırmasınlar, Julia’nın yüzünü ısırsın, der.
Sevgi Bakanlığından gönderildikten sonra çok rahat koşullar altında, hiç izlenmeden yaşamaya başlar. Ama hiç arkadaşı yoktur ama bunun onun için bir önemi de yoktur. Bir gün yolda Julia ile karşılaşır. Julia’da korkusuna yenik düşüp onu satmıştır. Birbirlerinden özür dileyip, dostça ayrılırlar. Ve geçen hergün, Parti ve Büyük Birader’e olan bağlılıkları artarak yaşamaya devam ederler.



Zifir
ORKUN UÇAR / BURAK TURAN

Cinler, insanlar, şeytanlar ve isyankâr melekler... Zifiri bir savaşın eşiğinde!... Hacer-ül Esved'de gizlenen sır neydi?... Amerikan askerleri Kabe'ye niye baskın yaptı?... Papa ve Amerikan Başkanı Bush nasıl öldürüldü?... Dünya insan kanına nasıl boğuldu?... Cehennemde büyük savaş!... Şeytan'ın orduları yeryüzünde savaşıyor!... Karanlık çağlarda, insan öncesi Dünya'da yaşananlar!... Kız Kulesi'nin altındaki sır neydi?







İstanbul Gizemleri / Sırlar, Ziyaretçiler, Büyüler, Doğaüstü Olaylar, Giovanni Scognamillo

Bu araştırmanın amacı alternatif, belki az bilinen, unutulmak üzere olan, sararmış yapraklarda kaynaklarda kalmış bir İstanbul portresini çizmektir, içinde yaşadığımız bu kentin doğaüstü, düşündürücü ola ki eğlendirici kimliğini saptamaktır, dününü ve bugününü karanlıklarını ve tedirginliklerini başka ve değişik bağlantılarla bağlamak ve imkanların dahilinde resimlendirmek.
İstanbul kendi başına bir gizemdir, bir gizem tarihi ve bir gizemler merkezidir her çeşitinden. Ve İstanbul yüzyıllardan beri süregelen bir arayışın buluşma noktasıdır, ölümsüzlerin, gizli ve bilinmeyen üstünlerin, bilgelerin, gizemcilerin ve de şarlatanların uğrağıdır.
Dünyanın tüm büyük ve eski kentleri, Roma, Paris, Londra, Prag vb her zaman bir merkez görev işlevini gördüler. İstanbul da böyledir bir tarih, kültür, sanat ve düşünce merkezi olarak. Ancak İstanbul'un bir farkı ve bir özelliği vardır, her zaman olmuştur. İstanbul bir kültür, medeniyet, ve bunlardan oluşan bir inanışlar potasıdır. Doğu ve Batının değişmeyen bir buluşma, kaynaşma noktası, bir odak noktası ve ola ki manyetik bir alan.

17 Mart 2011 Perşembe

Okuduğum Kitaplardan - 21



Fahrenheit 451
Ray Bradbury

Fahrenheit 451, Ray Bradbury'nin 1951'te ilk defa basılan ünlü bilim kurgu romanıdır. Baskıcı bir gelecek toplumunun anlatıldığı bu kitap aynı zamanda distopya olarak da sınıflandırılabilir.
Eser, kitapların itfayeciler tarafından yakıldığı, insanların sadece televizyonda beyin yıkayıcı şovlar izlediği ve kitap bulundurup düşünen insanların yok edildiği bir gelecekte geçmektedir. Kitap adını, kağıdın 451 Fahrenheit'ta tutuşması gerçeğinden almaktadır. Aynı zamanda ünlü Fransız sinemacı, François Truffaut tarafından da sinemaya uyarlanmıştır ancak Truffaut kendi yorumunu katmayı tercih etmiş ve kurguda bazı değişiklikler yapmıştır.

Türkçe Baskılar






KIZIL VAİZ

ORKUN UÇAR

 Metal Fırtına, Asi, Zifir ve diğer kitaplarıyla Türkiye'nin en çok okunan yazarları arasında yer alan Orkun Uçar, yazarlık macerasına başladığı ilk kitabı Kızıl Vaiz'i yeniden okurlarının beğenisine sunuyor.

İlk kez 2002 yılında yayımlanan Kızıl Vaiz bu kez genişletilmiş baskısı ile Haziran 2007'de yeniden yayımlanacak. Derzulya Serisi'nden Hain Üçlemesi'nin ilk kitabı olan Kızıl Vaiz, Beyoğlu’nun arka sokaklarında gizemli bir öykü kulübüne üye olmak isteyen genç bir yazarın başından geçen maceraları anlatıyor.


Kitaptan bir bölüm:

“Taş yolun ötesinde kapının girişi cam rüzgarlıkla korunuyordu. Kapının önüne geldiğimde üstünde mermere kazılmış uyarı dikkatimi çekti.

Xasiork
Ölümsüz Öykü Kulübü
Yalnız Gören Gözler Girebilir!..

Birkaç gazetede muhabir olarak çalışmıştım, edebiyat dünyasını da takip ederdim ama böyle bir kulübü hiç duymamıştım. Zilin altında "Nitimur in Vetitum!" yazıyordu. Latince bir deyim olmalıydı ama anlamını bilmiyordum. Gökhan'a ne olduğu yolundaki merakım, çekingenliğimi bastırdığı için zili çaldım.

Küçük bir kilit açılma sesi duyunca kapıyı ittim. Önümde bir hol uzanıyordu, yerde kırmızı bir halı vardı. Duvarlar, kare şeklinde işlemeli ağaç çerçevelerle kaplıydı. Tavan tıpkı Rönesans kiliselerinde olduğu gibi dini resimlerle süslenmişti. Holün öbür ucunda meşe ağacından yapılmış, oymalı bir kapı dikkati çekiyordu, alt boşluğunda oynaşan sarı kırmızı bir ışık vardı. Alev ışığı diye düşündüm, ya bir soba, ya da büyük bir ihtimalle şömine ateşi. Tedbirli bir şekilde birkaç adım atmıştım ki, tam arkamdan gelen sesle yerimde sıçrayıverdim;

"Ceketinizi ve ayakkabılarınızı alabilir miyim?"





İMPARATORLUK / ISAAC ASIMOV
Yazarı: ISAAC ASIMOV
Çeviren: GÖNÜL SUVEREN
Hazırlayan:Yayınevi: ALTIN KİTAPLAR YAYINEVİ
Yayın Yeri: İSTANBUL


İmparatorluk Samanyolunda bir milyon gezegenden oluşan dev imparatorluk
çökmeye yüz tutmuştur. İnsanlar günden güne barbarlaşmaktadır. Psikolog
Dr. Hari Seldon ve meslektaşları yeni bir güç oluşturarak bu yıkılışı
önlemek zorunda olduklarının bilincindedirler.Yoksa binlerce yıl sürecek
bir anarşinin suçunu sonsuza kadar taşıyacaklardır.

16 Şubat 2011 Çarşamba

Okuduğum Kitaplardan - 20



Hayâl Gücünün Komutanları
Yazan: Orkun Uçar
Yayın Yönetmeni: Orkun Uçar
Kapak: Oğuzhan Poyraz
Yayın Tarihi: 01.09.2004


Önsöz
Insanoglunun yaradilisindan beri önünde kesfetmesi gereken büyük cografyalar vardi… Bir vadi,
bir kita,,vren! Kasiflerri bizim için bilinir yapti. bir dünya bir e onla
Kesfedilmesi gereken bir baska diyar ise Hayal’di!
Hayal çok güzel, tehlikeli, gizemli ve uçsuz bucaksiz bir diyardi.
Bu diyari bize Hayal Gücü’nün komutanlari tanitti.
Bu “e-kitapla sizlere bu kasiflerden, komutanlardan bazilari tanitmaya çalisiyorum.

Orkun Uçar




Bilimsel İnternet Toplantıları
-Zamanda Yolculuk-
17.06.2007 - 07.07.2007

Düzenleyenler:
Kuark Bilim Topluluğu adına Gökhan ATMACA
BilimNet Bilgi İletişim Topluluğu adına Mustafa Uğur AKÇİL


Katılımcılar*:
Özkan AKGÜL
Hüseyin AKOVALI
Birgül ÇELEBİ
Mustafa Can ERGİN
Kadir Kutay ERTOP
Halim KILIÇ
Salih KİBAROĞLU
Serdar KOZAN
Tuğba PİŞKİN
Kaan TOKDEMİR
Talha ZAFER
 


Editörden...
Bir fikirdi sadece... İnsanları sohbet yapılan bir program üzerinden bilimsel toplantılar
yaparak bilimsel düşünce ortamına sürüklemek... Sadece düşünce idi ama gerçek oldu!
Duyurularımıza cevap verenler oldu, katıldılar toplantılarımıza ve bilgilerini paylaştılar en
önemlisi insanca, objektifçe düşüncelerini savundular, tartıştılar. Gençliğimiz daha çok
düşünmeli, tartışmalı ve üretmeli düşüncesiyle başladık bu yola ve bu yolun da takipçisi
olmaya kararlıyız. Kuark Bilim Topluluğu olarak Bilimsel İnternet Toplantılarımıza en
azından yaz aylarında devam ettireceğiz. Her toplantının konusu önemli ve üretime açık
olarak üretken bir gençlik hedefindeyiz.
İlk toplantımızdı zamanda yolculuk konusu... Geniş idi konunun ufku sığdıramadık 3-5 saate
ve ikinci bir toplantı yaptık hiç sıkılmadan, usanmadan... Şimdi geldiğimiz nokta hemen
hemen 10 saat konuştuğumuz, tartıştığımız bir konu “ZAMANDA YOLCULUK”. Mümkün
olduğunca bilgilerimizi ortaya döktük, tartıştık. Şimdi ise bu çabalarımızın meyvesi olan bu ekitabı
hazırladık. Beğeneceğinizi umarak; sizleri baş başa bırakıyorum bu kitapçık ile...
Saygılarımla

Gökhan ATMACA



MELEZLER VENÜSTE

Yazarı: ISAAC ASIMOV
Çeviren: GÖNÜL SUVEREN
Hazırlayan:

Yayınevi: ALTIN KİTAPLAR
Yayın Yeri: İSTANBUL
ISBN NO:
Yayın Yılı: 1993


Isaac Asimov 1920 yılında Rusya'da doğdu. 
Amerika'ya göçüp uzun yıllar öğretim üyesi olarak çalıştı. 
Daha sonra üniversiteden ayrılarak kendini Bilim-Kurgu'ya adadı ve ölümüne
kadar sayısız eserler verdi.
 "Melezler Venüs"te Asimov'un en sevilen kısa öykülerinden derlenmiştir. 
(Arka Kapak)

3 Şubat 2011 Perşembe

Okuduğum Kitaplardan -19


Menemen Hadisesinin İçyüzü
Cevat Rıfat Atilhan


ÖNSÖZ
Muhterem okuyucu!
Hayatı boyunca tehditlere, baskıya ve zaman zaman
kasdî mahsusla ağır ceza ve divanı harblere sevk edilmiş
olmasına rağmen; meşruiyetine inandığı fikirleri müdafaa
etmekten asla yılmayan ve neşriyatını en zor şartlar altında
devam ettiren ve her eseri ile yakın mazimizin tarih
sahifelerini biraz daha sarahat ve berraklığa çıkaran
büyük insan, gerçek idealist merhum General Cevat
Rifât Atilhan vefatından kısa bir müddet evvel kale*
me almış olduğu bu mütevazi eseri ile de yine yakın mazinin
üzerindeki bir esrar perdesini daha vuzuh ve sarahate
kavuşturmuştur.
Eğer bugün Türkiyemizde şuurlu bir milliyetçi gençlik
varsa; Arap ve diğer İslâm milletlerinde mütenebbih
bir durum görülüyorsa; bunun mutlak şeriksiz öncüsü
merhum Cevat Rifât Atilhan beydir. Bizde zaman zaman
politikacılar, devlet adamları, yazarlar ve hattâ editörler
dahi pek çok politik vukuatları tedkik ederken; hâdiselerin
gerçek mürettip ve müşevviklerini görememişlerdir.
Büyük insan, büyük mücahit, eşsiz vatanperver
merhum Cevat Rifât Atilhan daima vatanperverlikle dopdolu
olan hassas görüşünü, görünmesi zor olan meçhul hedeflere
âdeta bir projektör tutar gibi tutmuş ve buralarda
her zaman teleskopla yüce milletimizin ve mukaddes
vatanımızın canilerini yılmadan usanmadan bir hayat boyu
aramıştır.
ıı
Muhterem idealist Türk!
Bir hayat boyu yapılan araştırma, 65-70 eserin telifine
âmil olacak kadar başarılı geçmiştir. Bizde pek çok
siyasî faciaların gerçek failleri, mürettipleri ve mesulleri
yalancı ve riyakâr tarih yazarları tarafından kasdî mahsusla
sahneye çıkarılmamış ve objektif olması icabeden
gerçek «tarih ölçüsü» tahrif edilerek millî tarihe karşı
duyulması icabeden doğruluk duygusu ortadan tamamen
kaldırılmıştır.
Yıllarca kuva-ı milliyecilerin bu mukaddes vatanında
gerçek kuva-ı milliyecîlerin oğulları ve hattâ torunları
Jön Türkler, İttihat - Terakki, Gök sultan II. Abdülhamid,
31 Mart faciası, dönmelik, masonluk, siyonizm ile
komünizm mevzularma temas edilmiyecek hale getirilmişti...
Genç Türk neşillerindeki korku ve endişeyi ortadan
kaldıran ve bizlere iç ve dış düşmanlarımızı iğrenç vecheleri
ile tanıtan merhum olmuştur. Her eseri o yakın
mazinin meşum karanlık günlerinde kalplere ferahlık
vermiş ve fikirler âdeta bir yıldırımı süratiyle aksiyon durumuna
geçerek âtiye muzâf istikrarlı ve emin adımların
atılmasını temin etmiştir.
Muhterem okuyucu!
Merhum her eserinde olduğu gibi; bu eserinde de tarihçe
ve milletçe âdeta meçhul kalmaya mahkûm edilmiş
olan «meşum Menemen faciası» nı o yılların gerçek bir
görgü şahidi olarak ele almış ve millî tarihimize en büyük
hizmeti ifa etmiştir. Bizlere bu eseri hayatının âdeta en
son mümtaz hâtırası gibi yazdıktan sonra aramızdan ay
rılarak ebedî hayatına ve makberine göçmüştür. Büyük
dâvanın ulu öncüsü merhum General Cevat Rıfat
Atilhana yüce Allahtan bol bol rahmet niyaz ederken,
bu eseri neşrederek millî tarihimize gerekli ve zarurî
hizmeti ifa ettiği için Atillâ Atilhan beye de alenen candan,
samimî teşekkürlerimizi sunar ve Allahtan hayatta
meşruiyetine inandığı fikirlerin ilâ nihaye müdafaası için
inayet niyaz ederiz.




Kazım Karabekir Anlatıyor
 
Uğur Mumcu
um:ag Yayınları;


Her ihtilal, çatışmalar ve çalkantılar içinde oluşur. Bu çatışma ve çalkantılar, ihtilalcileri karşı karşıya da getirir. Mustafa Kemal ve Karabekir Paşa, Ulusal Kurtuluş Savaşı'mızı kesin utkuya ulaştıran iki eski dost, iki eski asker ve iki eski ihtilalcidir. (Ama) yolları, hilafetin kaldırılması ve cumhuriyetin ilanıyla birlikte ayrılmıştır. İhtilal, evlatlarını yer! Bu bir değişmez kuraldır. Anadolu İhtilali, Türkiye'de bir yeni dönem açmış, bir çağ değiştirmiştir. Böylesine bir olayda, ihtilalcilerin yollarının ayrılması doğaldır. Doğal olmayan, bu olaylar üzerindeki yasakların şu ya da bu nedenle bu gün bile sürmesi, sürdürülmesidir. 

-Uğur Mumcu- (Arka Kapak)





Beyaz Gemi

Cengiz Aytmatov

Çeviren: Mehmet Özgül
DA Yayıncılık, İstanbul, 2009

* İnsanlar hastalıklardan çok, kendilerini olduklarından büyük gösterme hevesinden, doymak bilmez yükselme hırsından dolayı öbür dünyayı boylarlar
*
“İşte oğlum atalarımız; zenginliğin sonunda kendini beğenme, kendini beğenmenin sonunda da çılgınlık gelir derlerdi”
*
“İşte oğlum, paranın sözünün geçtiği, tatlı sözün değerini yitirdiği yerde güzelliğin anlamı kalmaz”
*
… aptalın tekiydi, gelgelelim yaşamaktan zevk alanlar gene bu aptallardı.
*
- Dedem, “Atalarını tanımlayanlar kısa zamanda yozlaşırlar” diyor
+ Kimmiş bu yozlaşanlar? İnsanlar mı?
- Evet, insanlar.
+ Neden öyle?
- Neden mi? Çocukları, çocuklarının çocuklarını anımsamayacağı için yaptıkları kötü şeylerden utanmamaya başlarmış da ondan. Sonra kimse iyi şeyler yapmaya kalkmazmış. Çünkü nasıl olsa bir ananları, onlarla övünenleri çıkmayacak, diyor dedem.
*
Ama durmadın gittin. Hiçbir zaman balık olamayacağını biliyor muydun? Isık-Göl’e kadar yüzemeyeceğini, oradan beyaz gemiyi göremeyeceğini, ona ” Merhaba, beyaz gemi, ben geldim” diyemeyeceğini düşünmedin mi küçük çocuk?
Ama bir şeyi rahatça söyleyebilirim: çocuk ruhunun bağdaşamadığı her şeyi reddettin sen. İşte bunun için avunuyorum. Bir kez çakıp sönen bir şimşek gibi yaşadın sen. Şimşeklerin kaynağı göktür, gök ise sonsuzluktur, işte bundan dolayı kıvançlıyım.
Avunduğum başka bir şey daha var: insanın çocuksu, temiz vicdanı tohumun içindeki öz gibidir. Bu öz olmadan hiç bir tohum gelişemez ve bizleri ilerde ne beklerse beklesin, insanlar yaşadıkça hak, doğruluk denen şeyler de varolacaktır.