Sayfalar

27 Nisan 2015 Pazartesi

Bayadır Yoktum

        Ne zamandır blogla ilgilenmiyordum. Bir açayım dedim. Site bambaşka bir siteye yönlendiriliyor. Blogu kurtarmak için daha önce kurduğum pek çok reklam ve blog eklentisini kaldırmam gerekti. İçlerinden birisi yönlendirme kodu konmuş olmalı ki blog açılır açılmaz hemen yönlendiriliyordu. Neyse ki kaldırdım ve blog kurtuldu. Kitap okumam biraz sekteye uğradı ne zamandan beri başladığım kitapları bitiremez oldum. Baya bir kitap birikti. Kısmetse bitireceğim onları ama ne zaman olur ALLAH bilir.

      Bu arada yazma hevesi sarmıştı çok okumaktan mıdır nedir. Onunda her baba yiğidin harcı olmadığını anladım. Yazdığım bir kaç satırı buraya eklemek isterim. Kafamda toparlaya bilirsem güzel hikaye olacak ama bir türlü kafamdakileri birleştirip yazıya dökemedim.

      Bunu görüp de okuma zahmetine katlananlara Teşekkür ederim.




  "   Neredeyim. Her yer karanlık acaba gözlerim mi kapalı. Sanmıyorum. Göz kapaklarımı hissetmiyorum. Ha şimdi hatırlamaya başlıyorum. Uzayda bir yerlerde olmam gerek şimdi. Ama hiç bir şey göremiyorum. Biraz ışık bulabilseydim. Uzayda yıldızlar var. Neden hiç birini göremiyorum. Ayrıca nasıl bir gemi bu dışarısını göremiyorum. Hala karanlık bir şeyler hatırlamazsam bu karanlık beni delirtecek. Uyuyordum iyi rüyalar gördüğümü sanmıyorum. Biraz üzgünüm. Acaba nasıl bir rüya görüyordum. Boş vermeliyim şimdi biraz ışık bulmalıyım. Etrafımda dönebilir miyim acaba yada zaten dönüm duruyor muyum. Hiçbir duyum işlemiyor. Sanki salt bilinçten ibaretim. Bedenim sanki yok. Düşün düşün ışık nasıl gelebilir. Düşün neden buradasın. Nasıl bu duruma düştün. Bu arada hatıralarım nerede adım ne bu gemide işim ne nasıl bu hale düştüm. Adımın şimdilik bir önemi yok ışığı bulursam bir çok konunun aydınlanacağını sanıyorum.

     Ne kadar zaman uyuduğumu bilmiyorum. Neden uyandığımı da. Karanlık içinde bir boşlukta sadece bir bilinç kalıntısı olduğumu düşünüyorum. Dur sanki bir sürtünme hissettim. Tamamen bir boşlukta değilim o zaman. Ama garip bir sürtünme bu rüzgar diyemiyorum. Ayrıca bu sürtünme vücudumda gerçekleşmiyor. Sanki şekilsiz bir kütle gibiyim. Uzunum biraz ovali andıran bir şeklim var. Girinti ve çıkıntılar oldukça fazla benim bedenim olmasına imkan yok. Neden benim bedenim gibi hissediyorum. Çokta büyük bir beden gibi. # Bu beni taşıyan gemi olabilir mi. Oysa mutlaka bir oto kontrol mekanizması olmalı. "Hey beni duyabiliyor musun. Hey heeey orada olmalısın. Yok orada olduğunu biliyorum. Bana cevap ver." Hiç bir şey cevap vermedi. Yoksa yanılıyormuyum. Neden cevap vermiyor. Oysaki orada bir yerlerde olmalı hayır orada olduğunu biliyorum. 

     Dur biraz o sürtünmeyi tekrar hissettim. Bu sefer sıcaklıkta var. Çok yüksek bir sıcaklık. Ama bana zarar veremiyor. Bana sürtünen ne olabilir. Yada bir şeylerin içinden mi geçiyorum. Evet mutlaka bir şeylerin içinden geçiyorum. Şimdi uzaydayım değil mi. Uzay tamamen boş sayılmaz. Mutlaka kümelenmiş gaz gruplarının içinden geçiyor olmalıyım. Keşke biraz ışık görebilseydim. Uzayda gezegenler, yıldızlar, gök taşları, gaz kümeleri ve bilmediğimiz bir sürü şey var. #Neden hatırlamıyorum. Belkide hatırlamak istemiyorumdur. Ama bunları neden hatırlamak istemiyor olabilirim ki. Belki her şeyi hatırlamak istemiyorumdur.

    Demin ki sıcaklık kayboldu. Şimdi daha soğuk hatta daha önce bildiğim soğuklardan da soğuk. Ama olsun sıcak gibi soğukta beni etkilemiyor.

    Bu boşlukta sabit durma hissi yine zihnimi sardı. Hareket halinde olduğunu biliyorum. Neden bu his zihmi sardı. Göz kapaklarımın açık mı yoksa kapalı mı olduğunu anlayamıyorum. Buna ihtiyacım yokmuş gibi hissediyorum. Bu boşlukta sabit kalma hissi huzurlu hissetmeme neden oluyor. 


     Aman ALLAH'ım oda ne yoksa sonunda ışığı kavuşuyor muyum. karanlık kızılımsı bir hal almaya başladı. Hatta yanıp sönen bir ikaz lambası gibi. Bir karanlık bir kızılımsılık. Ama bu kızıllık aydınlık gibi değil. Başka bir şey sanki kızıllığın kaynağın dayım ve o nedenle kızıllığın ışığından yararlanamıyorum. Bu beni huzursuz etti. Tehlike olmalı. Tehlikenin ne olduğunu nasıl anlayacağım. Bu kızıllıkta bir ip ucu aramalıyım. Tamamen boşluktayım. Sağımı solumu, aşağısını yukarısını bilmiyorum. Artan azalan kızıllık artık sürekli kızıl hale geldi. Demek ki tehlike artık çok yakın. Her an bir şeyler olabilir. Kızıllık artık çok yoğun her şeye hazırlıklı olmalıyım. Bu noktada aklımı kaçırmak olası en kötü sonuç olur. Aklım bilincim varlığımın bir kanıtı. Aklımı yitirirsem artık var olmamın bir anlamı kalmaz. 

     Kızıllık iyice yoğunlaştı mutlaka bir şey olacak; dur bu şok dalgası da ne sarsıntı çok yoğun sanki bütünlüğüm ikiye ayrılacak gibi boşluktaki sabitliğim sanki kayboldu. Artık savrulduğumu hissediyorum.

    Uzun süredir savruluyorum. O sabitlik hissini özledim. Daha ne kadar savrulurum. Bunun sonu yok mu. Yine bir şeylerin içinden geçiyorum. Bu sefer bana çarpan küçük parçalar biraz daha büyük sanki
"



Yazının büyük çoğunluğu mobil cihazla yazıldığı için yazım hataları ile bolu olabilir. Düzelmek için uğraşmadım. Mazur görün.