Sayfalar

17 Aralık 2013 Salı

Okuduğum Kitaplardan - 34

Uzayda İsyan

Yazar: Leigh Bracett 
Çeviren: Reha Pınar




KUTSAL GEZEGEN

Yazarı: JEREMEY STRIKE 
Çeviren: SABRİ ÖNER 




Çanlar Kimin İçin Çalıyor

Ernest Hemingway

Çanlar Kimin İçin Çalıyor (For Whom the Bell Tolls), 1940 yılında Amerikalı yazar Ernest Hemingway tarafından yazılmış savaş romanı.
Hemingway kitabında, İspanyol İç Savaşı sırasında dağlarda faşistlere karşı savaşan gerilla güçleri arasında bulunan Amerikalı bir İspanyolca profesörü olan Robert Jordan'ın gözünden savaşın anlamsızlığını sorgular. Robert Jordan patlayıcı konusundaki uzmanlığı dolayısıyla Segovia şehrine yapılacak bir saldırıyı desteklemek için bir köprüyü havaya uçurmakla görevlidir. Romandaki tüm karakterler bu görevin ölümlerine sebep olacağını düşünmekte ve ölüm sebeplerini sorgulamaktadırlar.
Kitabın adı, şair John Donne'ın bir katedralde başrahip olduğu dönemdeki vaazlarından birinden alıntıdır. Vaazların metinleri sonradan yayınlanmıştır.
"Ada değildir insan, bütün hiç değildir bir başına; anakaranın bir parçasıdır, bir damladır okyanusta; bir toprak tanesini alıp götürse deniz, küçülür Avrupa, sanki yiten bir burunmuş, dostlarının ya da senin bir yurtluğunmuş gibi, ölünce bir insan eksilirim ben, çünkü insanoğlunun bir parçasıyım; işte bundandır ki sorup durma çanların kimin için çaldığını; senin için çalıyor." John Donne
Popüler kültür için önemli bir eserdir. 1943 yılı yapımı, yönetmenliğini ve yapımcılığını Sam Wood'un üstlendiği, Gary Cooper ve Ingrid Bergman'ın başrolde olduğu bir filmi uyarlanmıştır. Ayrıca Amerikalı metal grubu Metallica'nın en önemli parçalarından For Whom The Bell Tolls, kitapla aynı isimdedir ve kitabın bir bölümü üzerine yazılmıştır. Donnie Darko filminin müzikleri de bu kitaba atıflar içermektedir.


Benim okuduğum kitap 1995 yılı Güneş yayınları baskısı kötü bir özet gibi kitaptan beklediğim etkiyi alamadım. Uygun bir zamanda tam metnini tekrar okumak istiyorum. 

1 Ekim 2013 Salı

Okuduğum kitaplardan - 33



Einstein'in Buzdolabı

Steve Silverman 

Bu kitapta birbirinden tuhaf, inanılması hayli güç öyküler var. Ancak tuhaf olduğu kadar da ilginç ve eğlenceli olan bu öykülerin her biri gerçektir, yaşanmış olaylardır.

Kafası kesilmiş olduğu halde aylarca yaşayan, hatta şehir şehir dolaştırılıp sahibine ufak bir servet kazandıran tavuktan, yangın bombası olarak kullanılmaya kalkışılan yarasalara; petrol için sondaj yaparken açılan delikten akıp giden gölden, seçimi kaybetmek endişesiyle boşaltılmayan şehirle birlikte yanardağ lavlarının altında kalan valiye kadar her şey gerçek, hepsi yaşanmış olaylardır.

İnsan denilen yaratık gerçekten tuhaf bir hayvan ve bu yeryüzünden zavallının başına gelmedik. Şey kalmayor ! Evet, okuyunca inanmakta zorluk çekeceksiniz ama hepsi aynıyla vaki !


Utopia 

Thomas MORE

Kitap Özeti: Utopia kelimesi, Thomas More tarafından üretilmiş ve günümüze kadar gelmiştir. More, Yunanca “yer” anlamına gelen sözcüğün önüne “iyi” anlamına gelen “eu” ve yok anlamına gelen “ou” takılarını birlikte çağrıştıran bir hece getirmiş, böylece aynı anda “iyi yer” ve “yok yer”, yani “olmayan yer” anlamını taşıyan bir tür cinas yapmıştır. 1516 yılında yazılan Utopia’da More, var olmayan bir kurgusal adada ütopialıları, onların yaşam biçimlerini, mülkiyet ilişkilerini ve aile yapılarını anlatır. More, Utopia ile kendi ideal düzenini kurarken döneminin İngilteresine de ağır bir eleştiri getirir. Utopia’da Thomas More okura, “Herşeyin herkese ait olduğu, zengin ve fakir kavramlarının olmadığı, insanların bütün ihtiyaçlarının karşılandığı” bir dünya taslağı sunar.



ŞAFAK PROJESİ PHOBOS

Orijinal adı: The Sands of Mars, 1951
Yazarı: A.C.CLARKE, 
Çev: Ayşe-Osman T.TAŞKIN

Yirmi üçüncü Yüzyılda…

Mars’ta, aralarında Dünya’nın en parlak, zekâlarının da bulunduğu bir grup insan, gezegenin yüzünü değiştirmek amacıyla savaş veriyorlardı.

… Son birkaç haftada bu bitkiler nasılda büyümüştü!.. Şimdi boyları bir insan boyundan çok daha yüksekti. Gibson, bunların bir kısmının normal büyüme olduğunu kabul etse de diğer etkenin yapay güneş “Phobos” olduğunu çok iyi biliyordu.

“Şafak Projesi” tüm hızıyla yaşıyordu.

… Zamanla Phobos gökyüzünde yavaş yavaş kaybolurken, bu kez Güneş yükselmeye başladı. Güneş en tepeye çıkınca, “Phobos” onun yanında daha sönük kaldı.

Ama yine de görevini yerine getirecek kadar parlaktı ve bin yıl süreyle Mars gecelerini aydınlatacaktı…

17 Temmuz 2013 Çarşamba

Okuduğum Kitaplardan - 32/2



Son Antlaşma – Can Eryümlü

Davetiye
Yücel Balku
“Son Antlaşma” yı okumaya başlayan herkes onun sadece insanı içine çeken bir roman değil, aynı zamanda bir davetiye olduğunu hemen anlayacaktır. Okuyanı yolculuğa çıkmaya davet eden bir roman bu; üstelik iki nokta arasındaki mesafeyi tüketmekle sona erecek bir yolculuk değil . Zamanda ve mekanda yol alacağınız; tarihi, uygarlıkları ve bizzat “insan”ı alışılmışın dışında bir pencereden seyredip tüm bunlar üzerine yeniden düşünmek zorunda kalacağınız farklı bir yolculuk. Rotayı sadece kaptan biliyor. Ama bilinmedik yollara sapıyor diye ondan şikayet etmeye ne haliniz ne de vaktiniz olacak; altüst olmuş zaman ve mekan kavrayışınızı tekrar ayakları üzerinde görmekten başka bir şey istemeyeceksiniz. Sizce de fazlasıyla baştan çıkarıcı bir davet değil mi bu?
Bu yolculuğu beylik ulaşım araçları ile yapmak mümkün değil elbette. Bir grup bilim adamı/kadını Odysse adını verdikleri organik parçalardan oluşan bir bilgisayar, bir zaman makinesi yapar ve onunla ilk yolculuklarına çıkarlar ; hem de bizi de yanlarına alma nezaketini göstererek. İkinci Dünya Savaşını bildiğimizden daha önce bitirmeye çalışırlar. 1943 yılına gidip Büyük Sahra Çölünde bir iç deniz yaparlar. Bilinen bütün dengeler değiştiği için, o savaşı başka bir sona ulaştıran alternatif bir tarih gelişir. Sonra Adem ile Havva, Cennet Bahçesi, Süleyman ile Sabalı Belkıs, Musa, İbrahim, Nuh, vb. öykülerinin içinde buluruz kendimizi. Anlarız ki, aslında sadece zaman makinesinin roman kahramanlarını götürdüğü yerlerde; Hindistan’a ve Budizm’e, Güney Amerika’ya ve Maya dinine, uzay istasyonlarına ve geleceğin dinlerine, ayrıca zamanın kendisine doğru genişleyen bir coğrafyada değil ; Tevrat öykülerinin içinde yolculuk ediyoruz: Cennet bahçesinin yapılması, Adem’in yapılması, Şeytan’ın onu kandırması, cennetten kovulma; her şey bir kere daha yaşanıyor gözümüzün önünde.
“Son Antlaşma” Tekvin (Çıkış) ve yaratılış konusunda alternatif bir bakış. Tarihte yazılmış belki de en ilginç kitap olan Tevrat’ın coğrafyası içinde bir zaman yolculuğu. Eski ve Yeni Ahit (Antlaşma) ‘e yönelik çok farklı bir yorum. Üstelik zaman makinesinin geçmişten ve gelecekten taşıdığı insanlardan (insanla birlikte taşınanları burada sayabilir miyiz?) , renkli ve meşhur kişiliklerden (M.Monroe vb.) , yazılı olmayan bir tarihe tanıklık etmekten kaynaklanan baş dönmemiz biraz hafiflediğinde anlıyoruz ki, Can Eryümlü ” Son Antlaşma’da insanı, sadece insanı anlatıyor. Var olduğundan bu yana , hatta geleceğe değin, insan oluşun esasları üzerinde düşünüyor; farklılaşmaları, benzerlikleri, çatışmaları , tapınma kültürleri ve daha bir çok yönü ile insanın bu dünyadaki macerasını yeniden anlamlandırma çabasına girişiyor. Bu yolculuk davetine icabet edenler insanlık tarihinin en eski , en temel sorularını kendi kendilerine bencileyin bir daha soracaklar: ” Biz neyiz?” , “Kimiz”.
Can Eryümlü, “Son Antlaşma” nın kurgu-bilime yaklaşan, hatta fantastik edebiyatın diğer alt türleri ile de kimi zaman öpüşüp koklaşan kurgusunu hayranlık uyandıracak bir beceri ile inşa ettiği gibi, bu kurguyu insan merkezli tutmak gibi nadir görebildiğimiz çetin bir işi de başarıyor . Hayal gücü inanılmaz ölçüde zengin, alt-üst edici ve baştan çıkarıcı. Gösterişsiz ama duru dili bu tür bir romana çok yakışıyor, okuyucunun (sayın yolcular!) kurgunun gücünü açıkça hissetmesini sağlıyor.
Kuşkusuz, bu davetiye tek bir yolculuk için değil. Okuduktan sonra çıkılabilecek yolculukların sayısı ancak kişinin kendisiyle sınırlanabilir. Ben bu davete icabet eden insanların ilklerinden olduğum için kendimi şanslı sayıyorum. Müteakip yolculuklarda kendi ufuk çizgime, er ya da geç, dokunacağımı bilmek içimi ürpertse de…





Selam Dünyalı, Ben Türküm!

Vedat Özdemiroğlu

İletişim Yayınevi / Çağdaş Türkçe Edebiyat Dizisi

Yürüyüş yaparken zıplayıp tabelalara vuranların, evde gömlek, kravat ve süveterini çıkarmayıp sadece altına pijama giyenlerin, gazetelerdeki insan fotoğraflarına türlü çeşitli bıyıklar çizenlerin hikayesi...

"Kopya kişinin kıldığı namaz geçerli midir?" diye soranların, uzaylı görünce taş atanların, işkembe-kokoreç yasaklanır diye AB'den soğuyanların, yeni dökülmüş betona imza atanların hikayesi...

Haftasonu ödevini pazar akşamına sıtıştıranların, bi arkadaşa bakıp çıkanların, duvarlarına geyikli halılar asanların, cep mesajından destan düzenlerin hikayesi...

Adaleti mafya tezgahlarında arayanların, Susurluk'tan sadece ayran çağrışımı çıkaranların, mermi manyağı yapanların/yapılanların, her şeye ülkücü ad bulanların hikayesi...

Otobüste cam kenarında oturan, akşamüstü hüzne dalan, Aziz Nesin'e rakı kadehiyle rahmet okuyanların hikayesi...

Her şeye ama her şeye alaturka bir tını verenlerin hikayesi...

Tebessümden öte bir şey var bu kitapta... Belki muzip bir kahkaha, belki de derin bir iç çekme...

Hal-i pür melalimiz işte...
(Arka Kapak)
Türkçe
224 s. -- 2. Hamur-- Ciltsiz -- 14 x 20 cm
İstanbul, 2003,



Kitapların indirme bağlantısı

https://hotfile.com/dl/234661016/81e1d5e/sonantlasma_selamdunyalibenturkum.rar.html

11 Mayıs 2013 Cumartesi

Okuduğum Kitaplardan - 32/1


Ramses 5: Batı Akasyası'nın Altında

Christian Jacq 
REMZİ KİTABEVİ 

Artık elli yaşına gelmiş olan Ramses'in hükümdarlığı altında, Mısır refah içinde yaşamaktadır. Ancak Hükümdar'ın destansı kaderi, yaşlılık yıllarını huzur içinde geçirmesine fırsat tanımamaktadır. Ramses, Hititlerle olan barışı korumak, isyancı Libyalıları bastırmak ve Mısır'ı yıkmak isteyen karanlık güçlerle sürekli olarak savaşmak zorundadır.



Ramses Serisi PDF E-Kitaplar


Tüm kitaplar pdf formatında ayrıca 4. -  5. kitapların dejavu formatında olanları  ve dejavu okuma programı yükleme dosyası da rar dosyası içinde mevcuttur.

İndirme bağlantısı: http://www.megafileupload.com/en/file/494766/Rmss-tam-seri-pdf-Turkce-rar.html






28 Mart 2013 Perşembe

Okuduğum Kitaplardan - 31




Ramses: Milyonlarca Yılın Tapınağı
Yazar: Christian Jacq
Çevirmen: A. Rıza Yalt

Işığın Oğlu Ramses, yakında Mısır tahtına oturacaktır. Güçlü bir firavun olması için gereken her şeye sahiptir: Onu koşulsuzca seven karısı Nefertari ile annesi Tuya ve çocukluğunda edindiği güçlü arkadaşlıklar...

Yine de genç firavun tahtını korumak için büyük bir mücadele vermek zorundadır. Çünkü düşmanları Ramsesi tahttan düşürmek için yeni planlar yapmıştır. Ramses, ağabeyi Şenarın tuzaklarından, gizemli bir büyücünün kara büyüsünden ve Hititlerin entrikalarından kurtulmayı başarabilecek midir?



                                 


Ramses: Kadeş Savaşı
Yazar: Christian Jacq
Çevirmen: A. Rıza Yalt

Silah gücü çok üstün olan Hitit ordusu tarafından tehdit edilen Mısırın, büyük bir savaşa girişmesi kaçınılmaz görünmektedir. Kötü bir büyüye kurban olan Kraliçe Nefertarinin sağlığı giderek bozulurken ve Mısır topraklarına sızan Hitit casus şebekesi ortalığı kasıp kavururken, Ramses bu savaşa nasıl hazırlanacaktır? Ramses, Kraliçeyi kurtarabilecek tek ilacı bulmak için Güneye gitmek, sonra da Kuzeyde Hititlerle savaşmak zorundadır.










Ramses: Ebu Simbelin Kraliçesi
Yazar: Christian Jacq
Çevirmen: A. Rıza Yalt

Savaş alanlarında kazandığı başarıya rağmen, güçlü Hitit İmparatorluğunu dize getiremeyen Ramses, savaşmayı sürdürmektense, karşılıklı görüşmelerle aralarındaki anlaşmazlığı çözmeyi seçer; çünkü onun için, Kraliçe Nefertariye karşı duyduğu sevgi, savaş alanlarının heyecanından ve kazanılan zaferlerin görkeminden çok daha üstündür. Ramses, Nefertariye karşı duyduğu bu sevgiyi tüm dünyaya kanıtlamak için, ona, olabilecek en müthiş hediyeyi sunmaya karar verir. Sonsuza kadar sürecek aşklarını simgelemek üzere, Ebu Simbele bir tapınak yaptıracaktır. Bu arada, uzun süredir kayıp olan arkadaşı Musanın Pi-Ramsese geri dönmesi, olaylara yeni bir yön verecektir.